10 Aralık 2015 Perşembe

Bizim köyün cüceleri


Delilerin çoğalması gerek; ve dahi huysuzların, dünyanın her haline muhalif ceberrutların, aptallara özgü o tekdüze iç huzurundan azade olup her daim arayanların. Ve biz, halihazırda uzun zamandır bu dünyanın kahrını çekmekte olan oyunbozanların, kardeşlerimizden biri bir çocuk yetiştirmeye karar verdiğinde; genelde insan yavrularına karşı hissiyatımız ne olursa olsun, yanında durup eline omzumuzu koymamız lazım destek mahiyetinde. 
Çünkü o cücelerde bizim umudumuz var; bizim geçmişimiz. 
Bu boktan Dünyada bize umut vermiş, yanıbaşında nefes alabildiğimiz yegane insanların yavruları onlar. Geleceğimize işte bu "yalnız değilim lan" hissini taşıyacak o hasarlı dna'lar, aynı çatık kaşlar, huysuz ifadeler var onlarda.
Kızılderililer "bir çocuk yetiştirmek için bir köy gerekir" diyor. Bizim cemaati hasarlı köyümüzün sevimli cüceleri onlar; yetişmesine yardımcı olmak için burnundan östrojen damlamasına da gerek yok; "iyi insan nasıl olur" işte bu konuda az biraz fikrin olsun yeter. 
Kimilerinin hayatı, çocukları da birer proje sanki, süslü, boyalı, her aşamasını, tabii ki kurgudan ve montajdan geçtikten sonra instagram'dan izleyebilirsin; kimilerinin, bizim gibilerin çocuk yetiştirme ihtimaline bile öfkesi büyük; değirmenlerinde öğütemeyecekleri, üç kuruşa kandıramayacakları hiç bir vicdan sahibi ruha tahammülleri yok; bir sokak köşesinde kıstırsalar, yaşına, gözündeki Işığa bakmadan öldürüverirler. 
İş bu yüzden Delilerin çoğalması gerek; ve dahi huysuzların, dünyanın her haline muhalif ceberrutların, aptallara özgü o tekdüze iç huzurundan azade olup her daim arayanların.
 Ve biz, halihazırda uzun zamandır bu dünyanın kahrını çekmekte olan oyunbozanlar, göreve hazırız, sokaklarda kedilerin peşinden koşacak, gözleri her daim ışıklı delimserek çocuklar yetiştirmeye yardımcı olmak için.
Köyümün yaş alan ve eli kulağında gelmeyi bekleyen sevimli cüceleri; hepinize selam olsun; ben sizin çocuk sevmeyen ama size bayılan kedili deli teyzenizim!


7 Aralık 2015 Pazartesi

Sosyal medya davranışlarını anlama seminerleri

Görülen lüzum üzerine, işgüzarlığımız bünyesinde "Sosyal medya davranışlarını anlama ve yorumlama seminerleri" düzenlenmiştir. Sebep- sonuç ilişkisi içerisinde detaylı anlatım, vaka açıklamalı örnekler, simülasyonlar. Erken kayıt fırsatlarından yararlanın. 

Seminer 1: Bu kadar atar, nereye gider? Bir Demet Akalın şarkısı tadındaki durum bildirimlerimizin muhattabı kim? "O kendini biliyor" da nerden biliyor?

Seminer 2: Sosyal medya davranışlarında, subliminal mesaj kaygısı: "evli, mutlu, çocuklu" , "zeki, çevik, ahlaklı" Kişisel marketing, amaç ve kapsam. Kendimizi ve hayatımızı ne sebepten satmaya çalışıyoruz, kime bu havalar?

Seminer 3: Sosyal parya olmadığımızın bir ispatı olarak, check-in yapılması zorunlu mekanlar; Black Jack, Öküz, Red Cat, Mavra Sound, Ooze venue ve diğerleri. Kaç cumartesi üst üste evde oturursak "ezik" sayılırız?

Seminer 4: Freudyen Futbol: Derbi sonrası statülerinin cinsel şiddet içeriklerine göre impotans, performans, boy, işlev, işlevsizlik ölçümleri... "Koydu, kanırttı, karısı, kocası" derken aslında ne demek istiyoruz?

Seminer 5: Karşı cinsle ilişkide sosyal medya davranışlarının yorumlanması; önce kim arkadaşlık teklifi yolladı, statü ve fotoğraf "like" larında güç dengesi. Kim kime? Dum duma? Statü altı cilveleşmelerinden, DM ye, içerisinde "sonra işte, bi kaave içtik" diye bi cümle dahi içermeyen ilişki betimlemeleri. Seviyorsak niye direkt gidip konuşmuyoruz abi?

Seminer 6: Sosyal medyada bilgelik ve entellektüel birikim; Elif Şafak'ı beğenmemek kültür düzeyimiz konusunda soru işaretleri yaratır mı? Şiirlerin hepsi gerçekten Can Yücel'e mi ait?Süpermarkette kedi kumlarının yanında satılan kitapları okumak sureti ile fenafillah makamına erilir mi? "Sosyal medyada paylaşılabilecek formatta yazmayan adamları okumak zaman kaybı mı? "Aşkım Kapışmak" ne lan?

Seminer 7: Aile kutsal, evlilik minnoş, peki bu kadar manyağı hangi kurumlar yetiştirdi? Detaylı konu izahı...

Seminer 8: Sosyal medya anneleri: TonguçCan'ın annişkosu ile BürkeSu'nun annecik'i... Organik yeni Hemşin nohutundan yoğurt mayası, vegan ara öğün seçenekleri... Bu kadınları kim delirtti? Bu çocukların babası nerde?

Seminer 9: Sosyal medya klişeleri: Bilmem ne keyfi, bilmemkimle selfie, bilmemnaapmayı sizden öğrenecek değiliz, vurur yüze ifadesi, azalarak bitse mi artık bitanesi?

Seminer 10: Sosyal medya davranışlarının etkin kullanımında yaş sınırlaması olmalı mı? Orta yaş krizi, menopoz, antropoz habercisi olarak yorumlanabilcek gönderiler, statüler, Allah muhafaza...

Seminer 11: Siyasal sosyal medya davranışları. Söylev'i okumamış, Lord Kinross'u Manchester United teknik direktörü sanan bireylerin Yılmaz Özdil yazısı like'layarak "Kemalist" ; Mehmet Ali Aybar'ı survivor finalisti sanan bireylerin Selahattin Demirtaş paylaşımı yaparak "sosyalist" oldum sanrısı: Boşuna mı okuduk biz bu b.ku? Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler mi?

Seminer 12: "Vicdan kâhyalığı" uzmanlık programı: o öldü üzüldün, buna niye üzülmedin? Öyle oldun, böyle niye olmadın? Her acımızı bangır bangır bağırmalı mıyız? Kişi, içine doğru ağlayamaz mı? Hayır, kim öldü de siz vicdanımızın mihrabı oldunuz?

Seminer 13: Sosyal medyada güzellik kavramı: Bir gün herkes sarışın olmalı mı? Meryem Uzerli'den başka zinhar kimseye yakışmayan saç rengi: Hürrem Kızılı. 42 Beden ablaların "slimfit" ile imtihanı. Dövmelere doyulmayacak moda programı paçozları ve ikonaları, sıralı tam liste.

Seminer 14: Sosyal medyada azınlık düşmanlığı: o Kürt, bu Alevi, öteki Ermeni, beriki Yahudi... Sen de gerizekalısın, onlar sana bişey diyor mu?

Seminer 15: Totalde 300 kelime ile ömür geçer mi? Herkes niye aynı laflarla seviniyor, kederleniyor, atarlanıyor? Kitap bir nedir? Nasıl okunur? 




5 Aralık 2015 Cumartesi

Candida dibin kara, seninki benden kara

Kişi, arkadaşından azar azizim, yazın bunu bir kenara. Siz siz olun, fazla sık eleyip dokuyan, her haltı derinine derinine araştırıp sebebini bulup çıkartan insanlarla ahbaplık etmeyin. Zira bendenizin de müsebbibi düşmanım değil, can dostum oldu. Neymiş efendim, aç karınına suya tükürmüş, tükürük yürümüş, kendisinde Bağırsak mantarı Candida çoğalması varmış, ben de yapaymışım, bi de ben bakaymışım. Bu oyunlara gelmeyin arkadaşlar, sonrası çekilir gibi değil. Çünkü bağırsakları bu Candida denilen mantardan arındırmak, deveye hendek atlatmaktan veya İnönü stadının inşaatını bitirmekten zor. Temel mantık, karbonhidrat ve şeker ile beslenen bu musibetin tüm besin kaynaklarını kesmek. Ancak üzülerek söylüyorum ki öyle bir dünya yok; en azından benim için yok. Zira benim için şeker ve karbonhidrat ile olan ilişkim, şu hayatta kurduğum en derin ve en manalı ilişki olabilir. Eğer Candida canlılarının bir kutsal kitabı var ise, orada cennet diye benim ince bağırsaklarımı tasvir ediyor olabilirler: “Elbette ki iyi olanlar, çeperlerinden basit ve bileşik glikoz sızan, karbonhidratın her türlüsünün akın akın geldiği Ebrar bağırsaklarında yerlerini alacaklardır” böyle denmiş olabilir. Katılığı ancak bir Nazi rejimi ile kıyaslanabilecek bu diyette ikinci haftam: sonucu kısaca özetlemek gerekirse: “yaşama sevincimi kaybettim, hükümsüzdür” Gereksiz sağlıklı yaşam endişeleri ile hayatımı cehenneme çeviren arkadaşım Burcu’yu ve senelerdir bağırsaklarımı nüfusu patlamış bir metropol gibi kullanan bu adı minnoş kendi iblis bakterileri tek bir şartla bağışlayabilirim ancak: Mango SlimFit Jean 36 beden: ıkınıp sıkınmadan, gergedan yutmuş boğa yılanı gibi gerilmeden içine girebilirsem eğer. İşte bu, sadece bu. Yani demem o ki, dramatik olmaya gerek yok; eğer ben şeker ve karbonhidrattan vazgeçebiliyorsam, herkes herşeyden ve herkesten vazgeçebilir şu hayatta. İyi pişirilmiş bir Antakya künefesi ile aramdaki aşkın yanında, Leyla - Mecnun, Ferhat - Şirin falan fuckbuddy kalır. Ayrıca belirtmek isterim ki, bir steakhouse burger menüyü, ortalama 3,5 dakikada hüpleten Ebrar Elbasan, an itibarı ile karnıbahardan pizza tabanı yapıcam diye uğraşıyorsa, bu kadın vücudunu 36 bedende idealize eden popüler kültürün kabahatidir ve dahi bir insanlık dramıdır....

9 Ekim 2015 Cuma

Kedi Kandırmacası

Ben: Tipiiis, gel kizim bi öpeyim
Tipis: Gelmem Ebicim cok sicak, tüylerim yapisti zate
Ben: Gel bak öpmem lazim, yoksa o burnundaki benekler dökülür tek tek
Tipis: Neagg, yahu niye söylemiyosun daha önce, geldim hadi öp cabuk. allahim ne talihsiz kediyim ya ben niye böyle tuhaf beneklerim var benim... Gidiyodu az daha miniminnos beneklerim...
Bianca: Tipis gerizekalisin yemin ederim.
Tipis: Sus lan albino, sen ne anlarsin, fotokopi kagidi gibi bembeyaz, öpücük fasli bitsin, gelip isircam o kulaklarini...

Kedi İktidarı

Ben: Hüoooop, nooluyo orda? Gürültünüz apartmanın girişinden duyuluyo...
Tipiş: Sen yokken evi kim idare etcek diye tartışıyoruz, bi nevi Fetret dönemi...
Bianca: Sinsile-i meratip gereği idarenin bende olması gerekir...
Tipiş: La pamuk şekeri, meratip falan deyip adımla dalga mı geçiyosun sen benim? Yolmiyim kuyruunu... En kocaman kim ise idare ondadır, ısırttırmayın kendinizi...
Maya: Kimin kulakları en kocaman ise idare onda olmalı bence...
Ben: Te allaam, idareyi ele alcaklarmış, la önce kumunuzu idareli kullanmayı öğrenin siz, bu hafta değişen kaçıncı kum bu... Dağılın çabuk, kuyruklarınızı bağlamıyim birbirine...
Tipiş: Ama bu agresif feodal tavırlarla hiçbiyere varamazsın minnoşum...
Ben: Nerden öğreniyon la bu lafları cambaz? Açıl buzdolabının kapağına bişi koycam...
Tipiş: Sen yokken kütüphanede İlber Ortaylı kitaplarının köşesini kemiriyom, ordan öğrenmiş olabilirim... Ne koydun sen buzdolap kapağına? Wiskhas mama mı o? Ha bak onunla istediğin yere varırsın, hadi Ebicim, bi kaşık koyuver bana ondan, evin kedisel iradesini dakkasına devretcem sana...
Maya: Bana da bi kaşık, padişahım çok yaşa !

Evin Sarmanı

Maya: Pist, minnoşum. Bu yan apartmandaki koca burunlu köpek var ya,
Ben: Evet çocuum, noolmuş ona? 
Maya: Geçen gün bana sizin sahibiniz kaç model diye sordu
Ben: sen ne dedin evladım?
Maya: Bizim sahibimiz yok, pörtlek gözlü pek minnoş bi Sarmanla yaşıyoruz biz dedim
Bianca: Sarman deme ona kızıyo
Tipiş: Evet, pörtlek göz de demeyeydin iyiydi

27 Eylül 2015 Pazar

Kedi terapisi

Ben: Kedileeeeer... gelin buraya öpüjeem...
Tipiş: Anaaam.... Bacılar, italyoş turistcikler ruhunu kemirmiş bunun yine, teselliyi bizim patilerde arıycak, kedi canını seven kaçsın!
Ben: Gelin dedim! Öpücik!
Bianca: Bi kutu pasta almış, sabaha kadar onları yer, cinai bir takım dizilere bakar artık...
Tipiş: En son böyle olduğunda benekciklerimi öperken hızını alamayıp burnumu ısırmıştı manyak.... Evet, plan yapıyoruz: Bianca, sen git göbeğini göster dikkatini dağıt, Kravat, sen halının püskülü ile oyna şirinlik yap, ben de şu krokanlı pastanın ucundan kemiriyim azıcık....
Ben: huleyyyn, gelsenize, öpücem...
Tipiş: Anaaam, kaçın, delirdi, gözleri dönmüş bunun!
Maya: Ebek, gösleri pörtlemiş bunun!
Bianca: Pörtlek deme kızıyo

Kedi öströjeni

Maya: Sarman, Minnoş, hoş geldin, nerdeydin? Yoktun? Gelebilir miyim azıcık kucağa? Bebeğim ya ben, annem yok ya benim, seni özlüyorum ben… Gelebilir miyim kucağa?
Tipiş: Yuh ! Uyanık ! Duygu sömürücüsü, “bebek” miş… Ufal da cebime gir; Kendi kazık, dili papuç gibi…
Maya: Senin de popon kocaman…
Tipiş: Hepimiz minnak geldik la bu eve, ben daha bi avutçum geldiğimde, bu albino portakalda vitamin bile değildi… Sömürme la kızın kedisel annelik duygularını…. Kedi öströjeni burnundan damlıyo zate…
Maya: Tipitoşun popo kocamaaan… Tipitoşun popo kocamaaan…
Tipiş: Leyn, gel buraya kulağını ısırdığımın !

Çaylak

Maya: Miraba arkadaşlar kedi ben, bu yandaki bayanla otobüs durağında tanıştık, anlaştık, burada kalıcam artık ben…
Tipiş: Neaaağğ ! Bu neaaağğğ ! Ebicim bu ne kabus mu bu, kim bu renksiz kılkuyruk…
Ben: Ama Tipiş, yazık bak, sokakta buldum bunu ben dışarısı çok soğuk, yağmur da yağıyodu… Hani arkadaş istiyodun hem sen?
Tipiş: Çok bilmiş bu, surata bak, istemem ben bunu…
Maya: Evet, evi bi gezelim, güzelmiş bu ev…Mamişleri buradan yiyoruz, kakişleri buraya yapıyoruz… Şevkat mercii de bu sarman insan herhalde…
Bianca: Sarman deme ona, kızıyo
Maya: Niye? Adı ne ki? Minnoş diyim mi ben ona? Sen bu evin kıdemlisisin galiba, tamam, anladım, sana ilişilmiycek… Bak benim de burnum pembe, sevdim ben seni…
Tipiş: Burnu pembeymiş, İzzet Altınmeşe gibi benin var be, burnunu ısırdıımın yer cücesi, git bu evden!
Maya: Yok, gitmem, sevdim ben burayı, iyiymiş… Sarmanla ve kıdemliyle iyi geçinsem yeter… Seninde patiler poğaça gibi olmuş, ne yedin sen bu kadar?
Tipiş: Ebiiii, at bunu evden, istemiyorum ben bunu evde…
Bianca: Dinsizin hakkından imansız mı geliyodu, nooluyodu… O mu oldu ki şimdi burada ?
Tipiş: Çok konuşma albino, geliyo kulaklara ısırık

Atarlı otuzbeş

Ben: Hüüüleeyynn, kim dağıttı bu pamuk çıbıklarını?!
Tipiş: Ebicim ben makyaj masasını kokluyodum yiycek bişi var mı diye ayağım çarptı yanlışlıklan...
Ben: La kedi manyağı ne işi var yiyeceğin makyaj masası üstünde.... Anaaa bütün salon kek kırıntısı, bu da mı senin marifetin...?!
Tipiş: Bu soğukta tezgahta bırakmışın kekleri, kurur ziyan olur diye şeettim...
Ben: Tipiş ben seni naapayım ha naapayım?!?
Tipiş: Eeeeee, yeter be, sen de yaşlandıkça bi aksi oldun ha, ne atarlanıyon el kadar kediye durup dururken... Git bi doktora görün tansiyon mu başladı nedir...
Ben: Ulan, verdiği zarar yetmiomuş gibi bi de papuç kadar dil, gel buraya koparcam o dilini....
Tipiş: Yalan mı? Atarlı otuzbeş... Her vesileye bi arbede... Yok efendim, kulak pamuklarını düşürmüşüm, yok efendim merdiven altına kaka yapmışım, çiçeklerin yapraklarını kemirmişim.... Bi huzur ağız tadı bırakmadın evde...
Ben: Gel lan buraya, o papuç dilinden tavana ascam seni...
Tipiş: Gelmem ki kaçarım ben... Hişt, pişt, albiniiş, buraya bak, ben gidip ardiyeye öteberinin oraya saklancam, bunun atarı geçince haber ver de iki sevimli yapayım, hadi anam

Kriminal Kedisi

Bianca: Ebicim ne seyrediyosun? Ben de geliyim mi ha, ben de geliyim mi?
Ben: Polisiye seyrediyorum kedicim, gel seyret.
Bianca: Katil şu kel kafalı koca dudaklı adam
Ben: Amma atıyon, daha üç dakka oldu dizi başlayalı
Bianca: Kediyim, anlarım ben, bak görürsün...
30 dakka sonra
Ben: hakkaten oymuş katil, diziyi piç ettin kızım yaa
Bianca: Dedim sana kediyim anlarım ben, bu Tipişi eve getirdiğinde de çok hırladım ama anlamadın, bak şimdi halimize...
Tipiş: Bana mı dedin tüy toppağı... Bişe söyliceksen çık karşıma söyle, konuşma öyle karnından karnından...
Bianca: Ebicim dedim ben sana, bunu atalım, aşağıdaki pet shop tan hamster alalım biz... Hem oynarım hem acıkınca yerim ben onu...
Tipiş: Geliyo kulaklara ısırık, albino Gremlin ! Hamster fena fikir değilmiş lakin....

televizyon kedisi

Tipiş: Ebi terasın kapısını aç... Aç terasın kapısını...
Ben: Kızım nooluyo sabah sabah
Tipiş: Bi zeytin ağacı var ya terasta onunla konuşmam lazım... Acil...
Ben: Ne konuşcan sabah sabah zeytin ağacı ile?
Tipiş: Sana ne, arkadaşım o benim konuşmam lazım acil...
Ben: Madem arkadaşın, söyle bakalım adi ne o zeytin ağacının?
Tipiş : Adı mi? Miniş? Minnoş? Pittik? Toppik? Adı da mı var onun yaaa ?!
Ben: Adını bilmiyon daha... Arkadaşıymış, söyle bakiyim nedir derdin...
Tipiş: Ya valla arkadaşım, havadan sudan konuşcam öyle...
Ben: Açmam kapıyı, saksıların dibini eşeliyosun etraf kum toprak oluyo sonra...
Tipiş: Zinhar eşelemem...
Ben: Zinhar ne lan? Nerden öğrendin bunu ?
Tipiş: Dun aksam televizyondaki kedilerden zinhar
Ben: Bianca derdi ne bunun?
Bianca: Karnı ağrıyomuş, zeytin ağacının yaprağını kemirince iyi gelcekmiş...
Ben : Karnin ağrıyosa veterinere götüreyim seni...
Tipiş: Zinhar gitmem... Vaka ne zaman gitsem iğne vuruyo kendisi... Hadi be hönkarım açıver kapıyı, hadi Ebi sultan... Bi ısırık...

Kedi entrikası

Tipiş: Burp! Ebicim kusuyorum ben... Burp... Nooluyo bana Ebicim? Hasta mı oldum ben? Bu albino Hürrem zehirledi mi beni yoksa?
Ben: Kızım manyak mısın, niye zehirlesin Bianca seni? Yediğin bişey dokunmuştur... Ne yedin içtin sen bugün bakayım?
Tipiş: Ben mamamı yedim Ebicim, tezgahta bıraktığın kurabiyeden yedim, öğlen yemeğindeki makarnadan yedim, kahverengi botlarının bağcıklarının ucundan yedim, kırmızı yastığın köşesini yedim, iki tane hamam böceğinin kafası ile kabuklarını yedim....
Ben : Manyak mısın kedicim sen, niye yiyosun hamamböceği kabuğunu
Tipiş: E bütün vitamini kabuğunda diye duydum ben...
Ben: Başka?
Tipiş: suyumu içtim, sabah kahvaltısında senin sütlü kahveden içtim, öğlen yemeğinde ayran içtim bi de su turuncu kovadaki çorbadan içtim arada...
Ben: Lan manyak çorba falan değil, paspas suyu o, içilmez o delibozuk, görmüyo musun leş gibi...
Tipiş: Ben de kokusu falan bi tuhaf dedim ama... İçtim yine de, Ebicim becerememiş bu çorbayı ama bari ziyan olmasın dediydim....
Ben: Ondan kusuyosun iste, deterjan var onun içinde...
Tipiş: Hımmm... Şaşı albino ile bi alakası yok diyosun yani... Ama bana çok kotu davranıyo bu Ebicim sen yokken, kulaklarımı ısırıyo, suratıma pati atıp kaçıyo...
Bianca: Töbe estafurulla... Allah kediyi kuru iftiradan saklasın...

Kedi gestapo

Tipiş: Nereye gidiyosun yine hazırlanmış? Dun gece kaçta geldin eve sen? Nereye gidiyosun, nereye, nereye ?
Ben: Sana ne be kedi, sana hesap mi vericem...
Tipiş: Lafa bak vericeksin tabi hesap... Bi de peynir vericeksin bi ısırık, içim kurudu wiskas mamadan...
Ben: Tipiş çek kahvaltımın içinden kafayı
Tipiş: Çekmem! Kaçta geldin gece sen? Ne kokuyordun öyle? İçki mi içtin? Maviş gözlü huysuz amcaya söyliyim mi? Ha söyliyim mi?
Ben: Naapcak la babam bana? Bela misin sen?
Tipiş: Söylerim ki istesem, olmadı çilli tombiş teyzeye söylerim, o seviyo ki beni, anlar ki, hade ver bi ısırık peynir...
Ben: Yeminle kapatıcam seni terasa, bela misin kızım sen başıma?
Tipiş: Bu soruyu kendine o kırmızı kafalı kardeşin beni kuyruğumdan caart diye araba altından çektiğinde sorucaktın, artık çok geç güzelim. Ver bakalım bi ısırık peynir, o sütten de iki yudum... Çok da geç kalma gelince tepeden tırnağa koklucam bak, tek promil istemiyorum. Bu arada aşağıdaki kedili eve misafir gitcem ben, sen yokken çok sıkılıyom, bu Bianca oynamıyo benle, kendi kendine konuşuyo...

Kedi mizacı

Ben: Niye yedin menekşenin yapraklarını
Tipiş: Gelişme çağındaki bi kedi olarak yeşilliğe ihtiyacım var, eskiden zeytinyağlı börülce falan yapardın, iyice bekar zibidi heriflere benzedin, hep makarna hep pizza, popiş de aldı başını gidiyo haberin olsun...
Ben: Yastıkların köşelerini ve çoraplarımı da bundan dolayı mı yiyosun?
Tipiş: Yok onu sana kıllık olsun diye yapıyorum, mizacım bu benim... Çok

sıkılıyorum ben yaaa... Bu Bianca hiç oynamıyo benlen, hep kendi kendine konuşuyo, deli kedi bu, bi kedi getirsene bana Efes'ten...
Ben: Haa, evet, evde üç kedi ile keçileri kaçırayım sonra ben
Tipiş: neee ! keçilerimiz mi var bizim?! nerde kalıyo onlar terasta mı? keçilerlen oynayayım mııı? noolur be çok sıkılıyorum, bak azıcık ısırıcam kulaktan....

eve dönüş diyaloğu

Ben: Bianca napıyosun kızım burda?
Bianca: Seni bekliyorum gelip kapıyı açasın diye. Bu Tipiş olucak manyak sabahtan aksama kokain yutmuş gibi koşturdu evin içinde bi huzur vermedi. Tezgahtaki kurabiyeleri de yere atıp yedi haberin olsun, salon hep kurabiye kırıntısı...
Tipiş: Beni mi ispikliyo o albino?
Bianca: Nerden buldun getirdin bunu bilmem ki, kedi darulacizesi mi burası? Ne huzur kaldı ne ağız tadı....
Tipiş: Bi kulağını ısırayım ben senin artık !,
Bianca: Ebiiiiiii bak ne diyo yaa... Açsana kızım su teras kapısını....

Kedi Kandırmaca

tipiş: nerdesin sen, akşam oldu?
ben: çalışıyorum kızım, o wiskas mamalar ağaçta mı yetişiyo?
tipiş: kedi yavrusu mu kandırıyon sen, hava karardı yoksun piyasada
ben: kış saati uygulaması o erken kararıyo hava
tipiş: külahıma anlat, başka kedilere mi gidiyosun sen? gel bakim kokluycam paçaları falan... hem görmüyorum sanma, o kahve kabının içine bizim mamalardan konuyo her sabah, hangi sokak süprüntüsü ile aldatıyosun sen beni?!
ben: saçmalama kızım ya, zaten taş üstünde taş bırakmamışım bütün gün bi de senle uğraşmıyim..
tipiş: gel bi ısırcam... azıcık ya, burundan ısırcam, yeni aldığın fuların püsküllerini yerim yoksa...
ben: de get, kedi delisi
bianca: iyiydik biz ikimiz, dedim sana o kadar...
tipiş: püskülleri halledeyim sırada senin kulaklar var albino!


Uyandırma servisi

Ben: Çekil la tepmden sabah sabah deli mi öptü? Tipiş: Kalksana kızım turun yok mu senin? Ben: Saat kurdum ben sana hacet yok.... Tipiş: Alla alla iyilik de yaramıyo sana ha, kalk dedim kalk (burnumu ısırır) Ben: ya bi git zararlı... Hem niye yedin la kazağımın kolunu... Tipiş: Canim sıkıldi ya... Bi gidiyon gelmiyon kaç saat... Bu adına Bianca derler albino da hiç arkadaş canlısı değil haa... Kalk bak hala yatıyo yaaa... Kızım bekler italyanlar, kalk da mama parası kazan bana... Hadee